Etiket: sosyalizolasyon

Halo Etkisi, Somatizasyon ve İzolasyon

No Comments

Bugünkü yazıma izolasyon konusu ile başlamak istiyorum 😊 “evde nitelikli zaman geçirme” önerilerini tüm meslektaşlarım yazıp çizdi sanıyorum. Bu durumun duygu ve düşünce tarafı ise bizi bu süreçte “korku hayaletlerinden” koruyacak güvenli alanımızı oluşturuyor. (otomatik düşüncelerimizin farkında olmak) Güvenlik ihtiyacımız yaşamda en önemli fizyolojik ihtiyaçlarımızdan bir tanesi. Bu durum bir şekilde tehdit edildiğinde ortaya çıkan anksiyete tüm canlı türlerinin ortak noktasını oluşturuyor. Farklı olduğumuz nokta ise elbetteki izolasyon dönemi yaşıyor olduğumuz gerçeği.

Bir alanda kalmak ve yaşamda kalma anksiyetimizle yüzleşmek ise zaman zaman hepimizin yaşamakta zorlandığı çok insani ve evrensel bir durumu oluşturmakta. Şimdi öz-farkındalığınızı oluşturmanıza katkı sağlayacak bir soruyu kendimize soralım. “İzolasyon durumunda baş etme stratejisi olarak kaçınmak, savaşmak veya dona kalmak tepkilerinden hangisini veriyorum? Bu işe yarıyor mu? Daha sağlıklı bir hale getirebilecek yeni bir perspektiften bakabilme imkanım var mı?” Ekşi sözlüğe bakarken herkesin bir anda boğazının acıdığını entry olarak girdiğini gördüm. Bunun sebeplerinden biri somatizasyonlarımız ve algıda seçiciliğimiz olabilir mi? Somatizasyonun tanımına yakından bakacak olursak:


Vücutta hissedilen tıbbi olarak açıklanamayan fiziksel semptomlardır. Bunların kökeninde psikolojik olarak yaşanan olumsuz yaşam olaylarının etkisi olduğu düşünülür. Kaygılarımıza ne kadar izin veriyoruz? Yoksa tamamen kontrol etmeye mi çalışıyoruz? Sosyal medya kaygı düzeyimizi nasıl etkiliyor?

Bu yazıda kendi kendinizin psikoloğu olma 😊 yöntemlerine bir göz atarken bir yandan da halo etkisini açıklayayım aslında halo etkisi tüm anlattıklarımın birazcık zıttı 🌸 Halo etkisini bir örnekle açıklayacak olursam, diyelim ki iş yerinizde gözünüze çarpan çok düzenli bir çalışma arkadaşınız var beynimiz otomatik olarak bu bireyin aynı zamanda çok çalışkan ve iyi bir insan olduğunu düşünür. Yani olumlu bir yön genellenir ve çekiciliği de arttıran bir faktör olur. Şimdi aynayı ters çevirelim bu dönem tersine bir halo etkisi mi yapıyor? Yani olumsuz düşünceler “ya hep ya hiç” şeklinde genelleniyor mu? Yorumlarda buruşalım 🙂

Çocuklarımıza Covid-19 Virüsü Nasıl Anlatılmalıdır?

No Comments

Bakım verenlerin mutluluk ve neşelerini olduğu kadar kaygılarını da model alan ve paylaşan küçük yaş (0-6) grubu çocuklarımız elbette ki bu süreçte yetişkin bireylerde olduğu gibi, evlerinde bir düzen değişimi ve stres faktörüne maruz kalma riski taşımaktalar. Peki soru sormaya başlayan, yaşam dolu ve meraklı okul öncesi yaş grubunu endişelerini gidererek nasıl bilgilendirmeliyiz?

Öncelikle evdeki düzenin değiştiğini gören ve okullara ara verildiğini öğrenen çocuk kafa karışıklığı hissedebilir ve bu duruma nasıl tepki vereceğini öğrenmemiş olabilir.

Her çocuğun yaş grubu ve bireysel özellikleri apayrıdır. 4-5 yaş grubuna soğuk algınlığı ve ishale benzeyen bir hastalığın var olduğunu söylemek ve bu konuda önlemleri nasıl alabileceğimiz konusunda bilgilendirmek (güzelce el yıkamak vs) sonrasında ise somutlaştırma yoluyla doğadan örneklerle hastalık konusunu anlamalarını sağlamak, önlem alındığı takdirde ise ona ve aile bireylerine bir şey olmayacağı konusunda rahatlatıcı bir konuşma yapmak işe yarayacaktır. (Çocuklar bu konuda biliyoruz ki daha şanslı olsalar da kendileri kadar aile bireyleri için de endişelenirler)

3 yaş grubu çocuğuna ise duygusal yönden çok daha dikkatli yaklaşılması gerekmektedir. Henüz duygularını yeni yeni deneyimleyen ve öğrenen 3 yaş grubu çocuğunun tepkileri sizin aktarımlarınıza göre şekillenecektir. Bu yüzden daha küçük yaş grubu önce rahatlatılmalı (birlikte nefes egzersizleri, aşamalı kas gevşetme, duygu yürüyüşleri ve nitelikli oyun oynama saatleri yapılabilir) sonrasında ise onun ve sizin gerekli tüm önlemleri aldığınız ve iyi olacağınız anlatılmalıdır. (Bu arada çocuğunuz sorular soruyorsa cevapları doğru bir şekilde yaş grubuna uygun vermek ve yaş grubundan daha üst, soyut örnekler vermemek gerekmektedir) zor bir dönemden geçsek de çocuklarımızı büyük bir kaygı içerisinde bırakmamak ve kendi kaygımızı onlara yansıtmamak çok önemlidir.

Çok kaygıya kapılabilecekleri haberleri onların yanında izlemekten kaçınabiliriz ama çocuğun almak istediği bilgi saklanmamalı açıklık, dürüstlük ve samimiyet ile (yaş grubuna uygun) paylaşılmalıdır. Güvenilir ve bilimsel kaynakları okumak ve paylaşmak bu süreçte herkes için tavsiye edilmektedir.

Sosyal İzolasyon Döneminde Okunabilecek Kitap Önerileri

No Comments

Merhaba, bu gönderim benim için özel olacak çünkü ilk defa alan dışı olan ve edebiyatla ilgili (biraz da felsefe) en sevdiğim yazar ve kitaplarını izolasyon döneminde okumanız için sizinle paylaşacağım bunun için çok heyecanlıyım

1.Milan Kundera
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Gülüşün ve Unutuşun Kitabı (En sevdiğim yazar olan Kunderayı tanımlayacak kelime bulmak çok zor evde olsanız bile bulutlarda okuyacağınız kitaplardan olabilir)

2.Jack London – Martin Eden
(Denizlerde başlayıp, bitiyor. Sınıf çatışmaları ve harika bir aşk öyküsüyle tabii)

3.J.D Salinger – Dokuz Öykü
(Bu öyküler hayattan bile daha hayatın içinden @birfirataydin‘a bu kitabı bana kattığı için kocaman teşekkürler)

4.Herman Hesse – Der Steppenwolf
(Seni nasıl es geçebilirim? Bozkırkurdu biziz, sizsiniz, benim, sensin)

5.Dostoyevski – Beyaz Geceler
(Aynı zamanda radyo tiyatrosu da harikadır)

6.Amin Maalouf- Doğunun Limanları
(Delilik nedir? Limanlarımız nereye uzanıyor)

7.Nietzsche- Böyle Buyurdu Zerdüşt
(Ufuk açıcı, kapatmayıcı)

8.Patrick White – Voss (Aynı zamanda bloğumun da ismi, sınırlar ve uzaklar peki yolculuklar için ne kadar cesuruz)

9. Elias Canetti – Marakeşte Sesler
(Tüketim çağında en sevilen şeyler sona bırakılır 🙂 Acaba bir gün Fas’a gidebilecek miyiz? Acaba görmediğimiz yerleri özleyip tanrıyla ilgili yazabilecek miyiz)

10.Turgenyev- Babalar ve Oğullar
(Bazarov bul beni)

11.Leonard Cohen – Görkemli Kaybedenler
(Temennim olmamanız tabii)

12.Slvia Plath
(Hep erkek yazarları önermişim slvia tanrıçamdır)

13. Kierkegaard- İn Vino Veritas
(Anımsamak ve hatırlamak aynı şeydir diyorsanız kendinize karşıdan bakma zamanı)

14.Oğuz Atay- Tehlikeli Oyunlar
(Seni çok sevdiğimden sona bırakıp, sarılıyorum)

14. Camus – Yabancı
(Pazar günlerini sevmek için bir neden ya da tam tersi)

Gelecek sefere önerilerim tüm hızıyla devam edecek. En sevdiğim kitapları düşününce bir çırpıda bu muhteşem eserler aklıma geldi 😊 Edit: Tabii ki, bir de Kafka! Gregor Samsayı kucaklıyorum🧡

Nomofobi

No Comments

Bu yazımın konusu Nomofobi olarak da psikoloji/sosyoloji literatüründe tanınan; belirtileri arasında tablet, akıllı telefon ve bilgisayar gibi akıllı cihazların yoksunluğundan duyulan kaygı ve endişe düşünceleri olacak

Zorlu geçen sosyal izolasyon dönemi beraberinde sosyal medyayı daha aktif kullanmamızı arttırmamıza sebep olsa da kendimizi fizyolojik yönden güvenli tutarken psikolojik olarak düşünmediğimiz birkaç yön bırakıyor olabilir miyiz? Örneğin; normal şartlarda yapılan araştırmaların bir çoğu üniversite ve yüksek okulda bu durumun daha çok gözüktüğü konusunda hem fikir. Sosyal medyaya gün içinde çok fazla zaman ayırıyorsak ve bu gündelik işlevselliği bozmaya başladıysa depresyon, boyun ağrıları, hoşgörü eksikliği, sosyal izolasyon, yalnızlık, öz saygı, dikkat dağınıklığı ve aile içi ilişki sağlığının bozulmasını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Kimi araştırmalarda ise katılımcılar sosyal medyadaki hayatlarına gerçek hayatlarındaki sosyal yaşamlarından daha çok önem verdikleri gösterilmiş Yıldırım, Kişioğlu (2018). Telefon bağlantısının yitirileceği korkusu ve gelişmeleri kaçırma korkusu da yine önemli noktalar arasında bulunmakta
Biraz es vererek düşündüğümüzde kendi farkındalığımıza göz atmak adına bu günlerde sosyal medyayı ne kadar az ya da sık kullandığımıza bir bakalım. Bu içe dönüş size kendinizi nasıl hissettirdi?

Tabii bu satırları okurken aklınızdan geçen düşünce “Evden çıkamıyoruz peki sosyal medyaya da girmezsek nasıl vakit geçireceğiz?” olabilir. Bu çok anlaşılabilir. Bunun çözümü sanıyorum bilişsel çarpıtma olarak “ya hep ya hiç”e biraz ara vermekten geçiyor. Sosyal medya kullanımını 1 saat azaltıp onun yerine bir aktivite, sanatla uğraşmak ve sizi rahatlatan bir şey ile meşgul olmak konabilir. Unutmayın psikolojik yöntemler kademeli olarak azaltılır ya da arttırılır; bu aklıma çok güzel bir sözü ve öğretiyi getirdi. “Her şey zehirdir önemli olan dozdur” Paracelcus biraz aşktan bahsediyor olabilir tabii😊
Nomofobiden kısaca bahsettik ismini daha sık duyacağıza benziyor. Umarım bu süreç sizin için tutkularınızı keşfetmek ya da devam etmek ile ilgili oluyordur.

Selin Uçar - DoktorTakvimi.com